Adliye çalışanları adalet ve huzur istiyor
Elbette her çalışan kesimin çok önemli sorunları vardır. Adliye çalışanlarının en önemli sayılabilecek sorunlarını, mümkün olduğunca dile gelebilen türden, kimsenin hakkına girmeden telafi edilebilecek sorunlarını bir araya toplamaya çalıştık. Burada bildirmediğimiz sorun kalmasın istiyoruz . Ama adliye çalışanı okuyucularımız burada yazılanları okuduklarında bazı eksiklikler görebilirler. Herkes elinden geleni yaparsa, el birliğiyle kurumumuzu yüceltir, eksiklerini giderir, daha huzurlu bir çalışma ortamına ulaşırız. Umalım ki burada samimiyetle bildirdiğimiz problemlerimiz Adalet Bakanlığı yetkililerine ulaşsın ve çözümü için çalışmalar yapılsın. İşte adliye çalışanlarının en bilinen ve bir an önce çözülmesi gereken sorunları:
EĞİTİM
Çok garip gelecektir ama ne yazık ki adliyelerde adalet bakanlığına bağlı çalışan Hakim, Savcı ve İcra Müdürü dışındaki hiçbir personel -çok küçük ve anlamsız formaliteleri hesaba katmazsak- hiçbir eğitim almadan göreve başlatılmakta ve çalışırken de hiçbir eğitim verilmemektedir. Üstelik de işe başlayan her memur, çok ciddi kaygı ve endişelerle görev yapmaktadır.
Bunun yerine personel eğitimi tamamlandıktan sonra iş tanımları yapılarak görevine başlatılmalı ve hiçbir personelin işi dışında çalıştırılmaması gerekmektedir.
Ayrıca taşrada çalışan personelin periyodik zamanlarda hizmet içi eğitimlerde sıraya tabi tutulmak suretiyle uygulamada birliğin sağlanması, mevzuat değişikleri için değişiklik sonrası çok hızlı bir şekilde bilgilendirme toplantılarının yapılması gerekmektedir.
Personel tüm yasal değişiklikleri kulaktan kulağa birbirine aktarmak suretiyle sağduyu kaynaklı olarak uygulamakta, hiçbir somut dayanağa başvuramamaktadır.
EK GÖSTERGE
Diğer kurumlarda çalışan müdürlerin ek göstergesi 3000 iken, yine adliyelerdeki Yazı İşleri Müdürlerinin ek göstergesinin 2200 olduğu Adalet Bakanlığına bağlı kurum cezaevleri müdürlerinin göstergesinin dahi 3000 olduğu haksızlığının giderilmesi gerekmektedir.
MAAŞ ADALETSİZLİĞİ
Ülkemizde memurlar arasında yapılacak bir maaş sıralaması mümkün olsa, adliye çalışanı bu sıralamada en alttan ikinci sırada olacaktır. Zira ne Mahkeme Katipleri, ne de Savcılık Katiplerinin veya Yazı İşleri Müdürlerinin herhangi bir uzmanlık ya^da unvanları bulunmamaktadır. Üstelik çok basit bir yaklaşımla bu açığı sadece gelir yönünden değiştirecek olan Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosu teklifi de yargı çalışanını ileride büyüyecek yeni bir bunalıma götürmektedir.
GÜVENLİK
Adliye binaları girişlerinde gerekli güvenlik sistemlerinin kurulması, sistemin kurulu olduğu adliyelerdeki çalışan personelin ise adliye girişlerinde güvenlik nedeni ile karşılaştıkları zorlukların giderilmesi, personelin vatandaşların giriş yaptığı kapılardan girişlerinin yapılmaması, ayrı bir giriş kapısının tahsis edilmesi gerekir.
İŞ RİSKİ
Adalet Bakanlığı çalışanları yaptıkları ve yerine getirdikleri görev nedeniyle her zaman çok ağır bir risk altındadırlar. Her yeni yasa adliye personelinin daha fazla çalışması anlamına gelmektedir. Bunları örneklerle de açıklamamız mümkündür. Duruşmalarda güvenliği sağlamakla görevli olan mübaşirler, duruşma anında meydana gelebilecek olası tartışma ve fiili saldırılarda olaya birinci elden müdahil olmak zorundadırlar. Yargılamayı yapan hakim savcı ve zabıt katiplerinin de bu fiili saldırılara maruz kalmaları mümkündür. Böyle olaylar yargının zafiyeti kaygısıyla genellikle saklı tutulmaktadır. Saklı tutulması da gerekir ancak somut olarak kayda değer önlemler alınmalıdır.
ULAŞIM
Çoğu kurum çalışanına servis tahsis edilmiştir. Adliye çalışanı sabahleyin işe gideceği zaman tüm kurum servisleri önünden geçtikten sonra arkasından gelen belediye otobüsü ile bütçesinden karşıladığı yol ücreti ile işine gitmektedir. Yargı çalışanlarına servis imkanı tanınmamıştır ve bu da çalışma barışını olumsuz etkilemektedir. Çalışan personelin ulaşımını sağlayacak servis aracı tahsis edilmesi, bu mümkün olmazsa çalışan personele işe geliş gidiş adı altında nakdi ücret ödenmesi sosyal adalet anlayışına uygun olacaktır.
KİRA VE LOJMAN
Yargı çalışanları için lojman temini hususunda girişimlerde bulunulması veya Başbakanlığa bağlı TOKİ aracılığı ile çalışanların ücretleri de göz önünde bulundurularak ev sahibi olmalarını sağlayacak adımların atılması, bu imkanların elde edilinceye kadar personele kira yardımının günün şartları da göz önünde bulundurularak yeniden yapılması gerekmektedir.
GİYECEK ÖDENEĞİ
11.50 TL gibi çok komik rakamlara karşılık gelmekte olan giyecek ödeneğinin günümüz ekonomik koşullarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.
BANKA PROMOSYONLARI
Bu konudaki yasal düzenlemeler tamamlanmış olmasına rağmen taşra teşkilatındaki bazı adliye çalışanları promosyonlardan henüz yararlanamamaktadır. Önceki yıllarda kurumsal menfaate dayalı olarak bankalarla yapılan çok uzun süreli anlaşmalar adliye personelinin banka promosyonlarından yararlanmasını engellemiştir. Öyle ki bunun telafisi dahi mümkün olmamaktadır.
SENDİKA ODASI TAHSİSİ
Adliye binalarında sendikal faaliyetler için temsilci odalarının olmaması büyük bir eksikliktir. Bu konuda birçok genelge çıkarılmasına rağmen, bu genelgelere uyulmamakta hatta bu nedenle adliye çalışanlarının sendikal hakları önemli ölçüde diğer kurumlara göre geride kalmaktadır.
ARAÇLARIN KASKOLANDIRILMASI
Çok yaygın bir uygulama olan kasko uygulaması henüz Adalet Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatı ile yüksek yargı organlarına ait araçlar için tam anlamıyla uygulanmamaktadır. Bu da meydana gelecek üzücü olaylarda görevlileri ciddi ölçüde etkilemektedir.
KIDEM VE GÖREVDE YÜKSELME
Adliye çalışanlarının hiç birinin kendine mahsus bir eğitimi olmadığı gibi mantıklı bir görevde yükselme şekli de bulunmamaktadır. Kurum içi yükselme sınavını kazanan Yazı İşleri Müdürlerine de aynı şekilde atama sonrası eğitim verilmemektedir. Örneğin; çalışanların eğitimlerini iyileştirmek için Anadolu Üniversitesi bünyesinde açılan iki yıllık Adalet Meslek Eğitim Ön Lisans Programlarına halen yüksek okul öğrencisi oldukları için kabul edilmeyen personel, şu an İcra Müdürlüğü sınavına alınmamaktadır. Diğer bir örnek; mahkeme ve savcılık Yazı İşleri Müdürlüğü kadrolarına müracaatlarda 5 yıl fiili görev süresi dolan zabıt katiplerinin girebilmesi gerekmektedir. Bunun için özerk bir karar alınmasını beklemek yerine her yıl belli tarihlerde ve sürekli olarak eleman ihtiyacının karşılanması, akabinde görevde yükselme sınavının yapılması gerekmektedir.
SORUMLULUK ORANINDA GÜVENCE VE ÜCRET
Unvan ve sıfatı belirlenmemiş olan personele bir de hiçbir maddi değerle ölçülemeyecek kıymet taşıyan dava ve soruşturma dosyalarının sorumluluğu verilmekte ve bu durum her nasılsa yıllardır görmezden gelinmektedir. Kaybolması durumunda hem dosyanın telafisi çok zordur hem de personelin cezai müeyyideye maruz kalması ve sonucunda ceza alması kaçınılmazdır.
Bununla birlikte adliye personelinin yargılanması tüm diğer kurumlarda yapıldığı gibi 657 sayılı Yasa’ya göre yapılmayıp, ön inceleme yapılmaksızın suçlu muamelesi görüp bu pozisyonda yargılamaları yapılmakta, hatta kısa sürede görevden el çektirilmeleri yaşanan uygulamalardır. Verdiğimiz bu örneklerin defalarca yaşanmış gerçekler olduğunu göz ardı etmememiz gerekir. Bu denli risk altında çalışan hakim, savcı ve diğer personele diğer bir çok meslekte olduğu gibi “iş gücü riski tazminatı” ödenmesi gerekmektedir.
SOSYAL İHTİYAÇLAR
Adliye çalışanları hakim ve savcılar ile diğerleri olarak ayrı ayrı muamele görmektedir. Diğer personele hiçbir sosyal hak tanınmamaktadır. Örneğin personelin Türkiye genelinde sadece 2 tane misafirhanesi bulunmaktadır.
Bu hususta her birinin farklı saatte işe gidip gelme zorunluluğu, sürekli çok yoğun çalışması, günlerce süren nöbetler ve sair diğer nedenler; çalışma barışını çok olumsuz etkilemekte, personelin birbirleriyle sürdürmeye çalıştığı insani ilişkileri dahi ciddi gayretlere ihtiyaç göstermektedir. Bu durumun iş sahiplerine, vatandaşlara da olumsuz etkileri olmaktadır.
Oysa yargı çalışanlarının, amiriyle memuruyla sürekli olumlu ve ılımlı tavırlar içinde olması gerekmektedir.
PERSONELİN YARGILANMA USULÜ
Adliyede çalışan; mübaşir, zabıt katibi, yazı işleri müdürü ve icra müdürlerinin yargılamaları hakim ve savcılar gibi yapılmakta ancak özlük hakları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na istinaden düzenlenmiş bulunmaktadır. Oysa hakim ve savcılarımıza aynı yasadan kaynaklı olarak maaşlarının brüt yüzde 10’u oranında ödenmekte olan yargı ödeneği anılan personele ödenmemektedir. Memurların 657 sayılı Kanun’a istinaden yargılama işlemlerinin yapılması gerekir iken hakim ve savcı kabul edilerek 2802 sayılı Kanun’a göre yargılanması doğru değildir. Aynı nedenlerle personel kendisini ziyadesiyle sorumlu hissetmekte ve şu an adliyelerin tamamında personel mesai bitiminde iş yerini terk edememektedir.
YİYECEK ÖDENEĞİ
Bakanlıktan gönderilen yiyecek ödeneği payının çok kısıtlı olması nedeniyle adliyelerde çıkan yemekler çok düşük kalitede kalmaktadır. Çoğu özel tabldot uygulamaları adliye yemeklerinden daha yüksek kaliteye ulaşmış durumdadır. Yiyecek ödeneğinin günümüz şartlarına uygun gönderilmesi ve ayrıca da yemekhanesi bulunmayan adliyelerde çalışan personele bu ücretin nakdi olarak ödenmesi gerekmektedir. Yemek konusunda dahi devletin memurlarının birbirinden farklı tutulması da çok daha düşündürücüdür.
PERFORMANS DEDİLER HAYATIMIZI BİTİRDİLER
Cengiz Öztürk
Ben SGK Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni (VHKİ) memuruyum. İzmir Sigorta Müdürlüğünde 12. hizmet yılıma girdim. Ön büro (rehberlik) hastalık, protez ortez ödemeleri gibi, ödeme büroları gibi, hep yoğun ve halkla bire bir servislerde görev yaptım. Hep vatandaşla yüz yüze oldum. Hep yoğun yıpratıcı işlerde çalıştım. Kimse ne kadar çok çalıştın demedi. Müdürler idareciler değişti biz yine çalıştık. Aileden gelen memur geleneği ve yetişme tarzım gereği hiç rapor almadım. Her yıl izinlerimin 10-15 günü yandı.
Her gelen idareci, yeni memurmuşum gibi davrandı. En son performans dediler sosyal hayatım iyice bitti. Her şeyim sayılır takip edilir oldu. Herkes birbirinin kamerası oldu.
Performans uygulamaları nedeniyle 2 ay geçen ramazanda 21.00’e kadar ve cumartesileri akşama kadar zorunlu fazla mesaiye gelmemiz söylendi. Aksatmadan geldim.
Cumartesi bazen de pazar günü kimse gelmediği halde geldim mesai yaptım.
Verilen her işi yaptım hiç itiraz etmedim. Ama sıra bana gelmişti, hedefe konmuştum. Sürülürken bana yapılan suçlama ve şefim tarafından çizilen profil şu oldu:
“- Sürekli vatandaşla tartışan, yüksek sesle konuşan kavgacı,
- Performansı en düşük en verimsiz memur en az iş üreten en zayıf halka,”
Ben müdür yardımcısına bu suçlamaları kabul etmediğimi söyledim. O da şefinin ve yetkilinin bana çizdiği profil böyledir dedi. Günde 100-150 insanla yüz yüze konuşmak nedir bilmeyenler, benim emeğimi nasıl ölçebilirler?
Oysa aynı idarecilerim bana neden pazar günü çalıştın diye ödül vermediler. Müdür yardımcısına “Benim yaşlı annem, babam var onlarla kalıyorum dediğimde onların yanında bulunmam lazım dediğimde” bunları hiç dikkate almadı; geçiştirdi. “Benim borçlarım var onları takip etmem lazım” dediğimde önce onları İnternet’ten takip edebileceğimi söyledi, İnternet’ten takip edilemeyecek borçlar olduğunu anladığında ise “O günler izin alırsın, amirlerin sana yardımcı olur” dedi.
Eften püften sebeplerle beni acımasızca ve haksızca sürdüler. Hiç kimsem torpilim tanıdığım yok. Sürüldüm ama beni en çok üzen insanlığı da kurumdan sürdüler. Bizi etten, tırnaktan değil, kalpsiz bir robot gibi gördüler. Ben robot değilim.
AZ PERSONELLE ÇOK İŞ
Gümrüklerin en büyük sıkıntısı çalışan sayısı olarak yeterli personelin bulunmamasıdır. Son yıllarda yapılan atamalarda halen gerekli ihtiyacı büyük ölçüde karşılayamamakta olup az personel ile çok fazla iş yapılmasının amaçlanması sıkıntı teşkil etmektedir. Geniş hudutlara sahip olan ve çok sayıda ülke ile komşu olması nedeniyle bir çok gümrük kapısına ihtiyaç duyan Türkiye, Gümrük İdarelerinde istihdam edecek nitelikli eleman sıkıntısı çekmektedir.
Özellikle bazı kadrolarda (muhafaza memurları) 12/12, 12-24, 12/36, 24/48 gibi çalışma saatleri söz konusu olup, bu konudaki esnek çalışma bu kadrodaki personelimizin bayram ve hafta sonu tatillerini kullanamamalarına neden olmaktadır. Yeterli sayıda personel alımı ile bu sorun aşılabilecekken uzun yıllar kuruma personel ataması asgari düzeyde olmuştur. Ayrıca çalışan personel kurumun geçici görevlendirme uygulamasından epey dertlidir.
Personelin ailevi ve sosyal hayatını yapılan yanlış uygulamalar mağdur etmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değiştirilmesine yönelik söylemlerde performansa dayalı çalışma sistemi, özel sektörden yönetici getirilmesi, iş güvenliğinin olmayacağı gibi söylemler tüm kamu çalışanlarının olduğu gibi bizim de en büyük sıkıntılarımızdan biridir.




