Gürbüz, "Yeşil" olarak tanınan Mahmut Yıldırım'la tanıştığını ifade etti. İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Osman Gürbüz, kendisini Gazi olayları ve Necip Hablemitoğlu'nun öldürülmesiyle ilişkilendiren gizli tanık beyanlarını kabul etmediğini ve suç duyurusunda bulunacağını söyledi.

Aralarında Veli Küçük, Muzaffer Tekin ve Sedat Peker'in de bulunduğu birçok Ergenekon sanığını tanımadığını belirten Gürbüz, "Yeşil" olarak tanınan Mahmut Yıldırım'la tanıştığını ifade etti.

İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Osman Gürbüz, kendisini Gazi olayları ve Necip Hablemitoğlu'nun öldürülmesiyle ilişkilendiren gizli tanık beyanlarını kabul etmediğini belirterek, gizli ve açık ismi bulunan tanıkların beyanlarının iftira ve yalan olduğunu savundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunmasını yapan Gürbüz, geçmişte işlediği suçlardan dolayı yargılandığını, bunların iddianamede yer almasının ahlaki olmadığını söyledi. Gürbüz, ''(Ağabeyini öldürmüş) diye yazılmış. Bunlar zor şeyler, facia. İddianameye konulmasının ne anlamı var?'' dedi.

SUÇLANDIĞIM TARİHLERDE CEZAEVİNDEYDİM

2 Şubat 2001 yılında tahliye olduğunu, kendisinin Gazi olayları ve Necip Hablemitoğlu'nun öldürülmesiyle ilişkilendirildiğini belirten Gürbüz, bu nedenle cezaevinden çıktığı tarihin çok önemli olduğunu kaydetti. Gürbüz, ''Gaffar Okkan'ın ölümüyle de ilişkilendireceklerdi. Okkan'ın ölümünden bir hafta sonra tahliye oldum'' diye konuştu.

Hakkında eskiden de haberlerin yapıldığını, 15 yıldır zulüm çektiğini ifade eden Gürbüz, en son da Silivri zulmü çektiğini öne sürdü. Gürbüz, dosyada kendisi hakkında beyanlarda bulunan gizli ve açık tanıkların beyanlarının bir kısmının geçmişte yargılandığı davalara dayandığını, internet ortamında yayınlanan bilgiler olduğunu ifade ederek, bu beyanların saçma sapan şeyler olduğunu savundu.

EYMÜR'ÜN SİTESİNDEKİ HABERLERE SUÇ DUYURUSU

Osman Gürbüz, gözaltına alındığında savcının kendisine 'Yeşil'e benzemek için estetik mi yaptırdın?'' dediğini ileri sürerek, mahkeme heyetine 'Yeşil' olarak bilinen Mahmut Yıldırım'ın gazetede çıkan fotoğraflarının fotokopilerini gösterdi. Eski MİT görevlisi Mehmet Eymür'ün internet sitesinde kendisi ile ilgili yazıların yayınlandığını belirten Gürbüz, bu yazılar kaynak alınarak yapılan haberleri de mahkeme heyetine gösterdi.

Gürbüz, kendisini Gazi olayları ve Hablemitoğlu'nun öldürülmesiyle ilişkilendiren gizli tanık beyanlarını kabul etmediğini belirterek, ''Gizli ve açık tanık beyanlarının tamamı iftira ve yalan. Bunlarla ilgili gerek yalancı tanıklıktan, gerek adli makamları yanıltmaktan dolayı suç duyurusunda bulunuyorum'' şeklinde konuştu.

''KÜÇÜK'Ü, AĞAR'I, EKEN'İ TANIMAM''

Gürbüz, ''Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Mehmet Ağar, Sedat Peker, Korkut Eken, Semih Tufan Gülaltay ve Çerkez İbrahim Çiftçi'yi tanımam. Bu şahısların hiç birini hayatımın hiçbir döneminde görmedim. Bir arada bulunmadım'' dedi.

Kuvayı Milliye Derneği 1919'a Antalya'da 2007 yılında üye olduğunu, silah üzerine yapılan yeminin ardından dernekten ayrıldığını anlatan Gürbüz, terör örgütü DHKP/C'den ele geçirilen belgelerde kendisiyle ilgili bilgilerin olduğunu, bunlardan örgütün ölüm listesinde olduğunun anlaşıldığını kaydetti.

Hablemitoğlu'nun öldürülmesinden sonra 200 bin liraya gayrimenkul aldığının belirtildiğini söyleyen Gürbüz, cezaevinden çıktıktan sonra 50 bin lirası peşin 2 yıl taksitle gayrimenkul aldığını söyledi. Gürbüz, ''Sahte tanıkların uydurma beyanlarıyla 13 aydır tutukluyum. Asıl yargılanması gereken bu sahte tanıklardır. Haksız hukuksuz yere tutuklanmaktayım'' diyerek savunmasını tamamladı.

Savunmasının ardından çapraz sorgusu yapılan Gürbüz'e savcı Mehmet Ali Pekgüzel, daha önceden yargılandığı dava konuları olan silahlar, polis telsizi ve kimlikler bulunmasıyla ilgili sorular yöneltti. Bunun üzerine Gürbüz'ün avukatı Erdem Olgun itiraz ederek, müvekkilinin 17 yıl önceki yargılandığı konularla ilgili sorular yöneltildiğini belirtti.

''YEŞİL'İ GÖRDÜM, DİYALOĞUM OLMADI''

Pekgüzel'in 'Yeşil' olarak bilinen Mahmut Yıldırım'ı tanıyıp tanımadığını sorduğu Gürbüz, ''İrtibatım yoktur. 1997 yılında güvenlik şirketimi kurduğumda Ankara'da güvenlik şirketi olan Adnan adlı arkadaşının bürosuna gittim. Orada 'Yeşil' bu dediler. Ertesi gün yine gittiğimde oradaydı. Sadece gördüm, diyaloğum olmadı'' dedi.

Bu arada Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, avukatlar Filiz Esen ve Zeki Aksoy'un, tutuklu sanık Hasan Atilla Uğur'un avukatlığından çekildiklerine ilişkin mahkemeye dilekçe sunduklarını bildirdi. Sanık Uğur da avukatlarıyla karşılıklı anlaşarak bu kararı aldıklarını söyledi. Duruşma, Gürbüz'ün çapraz sorgusuyla devam ediyor.

ÇAPRAZ SORGUSU TAMAMLANDI

İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Muzaffer Öztürk'ün, savunması ve çapraz sorgusu tamamlandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunmasını yapan Muzaffer Öztürk, bu davada hukuki olarak sanık olduğunu, ancak kendisini bu davanın kurbanı olarak gördüğünü söyledi. Emlakçı olduğunu, emekli Albay Arif Doğan'ı 10 yıldır ailece tanıdıklarını, Doğan'ın bir yakını ile aynı mahallede oturduklarını anlatan Öztürk, Doğan'ın malzemelerinin 4-5 yıl amcasının oğlunun deposunda kaldığını, daha sonra da bu eşyaların ağabeyinin deposuna alındığını kaydetti.

Öztürk, Doğan'ın malzemeler ele geçirilmeden 5-6 ay önceden kendi deposunu kiraladığını ve 1 TIR dolusu eşyayı buraya koyduğunu ifade ederek, bu binaların birbirine yakın olduğunu ve taşınmanın herkesin gözünün önünde yapıldığını belirtti.
Arif Doğan'ın kiraların bir kısmını elden verdiğini, bir kısmını da bankaya yatırdığını dile getiren Öztürk, ''Bana yöneltilen suçlamaların hepsini iddianameden okudum. Ben kiraya vermişim, içindeki malzemeyi bilebilir miyim? Sandıklar üst üste konularak yerleştirilmiş. İçerisinden bir eşya almak mümkün mü?'' dedi.

Muzaffer Öztürk, Doğan'ın akşam 4-5 gibi mahalleye geldiğini, batak oynadıklarını belirterek, yine Doğan ile at yarışı oynadığını, kendisi ile 89 telefon görüşmesi olduğunu söyledi. Öztürk, ''Yaptığımız görüşmelerde at yarışıyla ilgili de konuştuk. Doğan ile 50'nin üzerinde at yarışı oynamışımdır'' diye konuştu. Bu malzemeler arasında uyuşturucunun da çıktığına işaret eden Öztürk, ''Bana 'bu eşyaların içinde uyuşturucu var' desen, ben uyuşturucuyu bilmem. Polis bana ottan tutuklandın diyor'' dedi.

Öztürk, 18 aydır hiçbir şey bilmeden yattığını ileri sürerek, Doğan'ın yapmış olduğu bir sorumsuzluktan dolayı yargılandığını iddia etti. Tutuksuz sanık Arif Doğan'ın depoyu kiraladığını, malzemeleri komutanının hediye ettiğini ve bunları depoda unuttuğunu söylediğini savunan Öztürk, ''Askerler sandıkları taşırken ağabeyim 'içinde ne var?' diye Doğan'a sormuş. 'Vazo falan var' demiş. Bakıyoruz sandıklarda viski, şarap çıkıyor. Bilsek öyle olduğunu kiraya verir miyiz? Doğan orada eğer silah saklamışsa hasta haliyle çeksin cezasını. Ben onun cezasını niye çekeyim. 7 yıl malzemeler diğer depolarda kalmış ben ondan niye şüpheleneyim. O şimdi ailesiyle, kızıyla telefonda görüşebiliyor. Ben tutukluyum. Bu reva değil. Ben bu dosyadan ayrılmak istiyorum. Tahliyemi, beraatımı talep ediyorum'' diye konuştu.

Tutuklu sanık Muzaffer Öztürk, savunmasının ardından çapraz sorgusu sırasında savcı Mehmet Ali Pekgül, üye hakimler Hasan Hüseyin Özese ve Hüsnü Çalmuk'un sorularını yanıtladı.

Öztürk, çapraz sorgusu sırasında söz konusu depoyu Doğan'a sözlü olarak kiraya verdiğini söyledi.

Doğan ile ilgili bir şey bilmediğini savunan Öztürk, ''Sandıkların içinde ne olduğunu bilseydik depoya koymazdık. Ben ve ailem Doğan'a kırgınız. Ben tutukluyum. Doğan bize sandıkların içindekilerin görev yaptığı dönemdeki özel eşyaları olduğunu söyledi'' dedi.

Öztürk'ün çapraz sorgusunun ardından avukatı Gıyasettin Azaklı savunmasını yaptı.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, duruşmayı yarın saat 09.00'a erteledi.

İKİNCİ ''ERGENEKON'' DAVASININ 36. DURUŞMASI

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, gazeteci Tuncay Özkan, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin'in de aralarında bulunduğu tutuklu 38 sanık getirildi.

Tutuklu yargılanan Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve Mustafa Dönmez ise duruşmaya gelmedi.



ntvturk

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar